30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI  KONUŞMA METNİ

“Yüce Önder Atatürk,

Türk tarihinin dönüm noktasında kazanılan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini sağlamlaştıran Büyük Zaferin …… yıl dönümünü gururla kutlamanın heyecanı içinde huzurunda bulunmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Senin ve silah arkadaşlarının gerçekleştirdiği bir mucizenin eseri olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve belirlediğin temel nitelikleri, bugün ve gelecekte koruma, kollama, azim ve kararlılığımız bu uğurda ettiğimiz yemindeki inancımız gibi sürmektedir.

En zor şartlarda ülkesini, zulümden, felaket ve sıkıntılardan kurtarmış olan Türk Silahlı Kuvvetleri, çağın ihtiyaç duyduğu niteliklerle donanmış olarak yurdunu ve ulusunu iç ve dış her türlü tehlikeye karşı koruma ve kollama görevini hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan yerine getirmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri arkasında Yüce Türk ulusundan aldığı destekle ; bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Anayasada kendisine verilen hak, görev ve yetkiler dahilinde, üniter devlet ve ulus kimliğinden taviz vermeden TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ VE BEKASI için yorulmadan  çalışmaya devam edecektir.

Bu kutsal görevi yerine getirirken ilke ve devrimlerinden aldığımız güçle, işaret ettiğin uygarlık yolunda kararlı ilerleyişimizi sürdüreceğimizden asla şüphen olmasın.

Sayın Kaymakamım, Komutanım, Belediye Başkanım, Değerli ....’lılar,

…. ncı yıldönümünü ilk günkü gurur ve heyecandan hiçbir şey kaybetmeden aynı duygularla kutladığımız 30 Ağustos Zaferi ile Başkomutan Mustafa Kemal’in önderliğindeki yüce Türk ulusu, emperyalist güçlerin işgalci ordularını, anavatan topraklarından kesin olarak atarak, ebedi özgürlük ve bağımsızlığına kavuşmuştur. Bu Zafer bütün otoritelerin tartışmasız bir askeri deha kabul ettiği Ulu Önder, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk tarafından, Anadolu da sağlanan Milli Birlik ve beraberliğin mutlak bir sonucu olarak kazanılmıştır.

Her safhası tek tek düşünülerek hazırlanan bu zafer, aziz yurduna ve bağımsızlığına kasteden işgal kuvvetleri karşısında Türk Ordusu'nun ortaya koyduğu eşsiz bir eserdir. 

 Anadolu halkı tek bir yumruk olarak, dış ve iç odakların ihanetleri karşısında ve yokluklar içersinde büyük fedakârlıklarla verdiği kurtuluş savaşında, en son başkomutanlık meydan muharebesini de kazanarak kesin zafere ulaşmıştır. 19 Mayıs 1919 ‘da başlatılan Kurtuluş savaşıyla, istilacı düşman ordusuna üst üste darbeler vurulmuş, ancak yurdumuz içerisinde ilerleyen düşmanın vatanın bağrından atılabilmesi için sıra kesin sonuçlu bir harekâta gelmiştir. “Ya İstiklal Ya Ölüm” parolası ile başlayan muharebede elde edilen bu büyük zafer, Türk’ün bağrına dayanan hançerin Ulus’ça sökülmesi, özgürlük ve haysiyetimizi yok etmek isteyenlerin dize getirilmesi destanıdır”

Başta Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük Önder Atatürk ve Onun silah arkadaşları olmak üzere, Kurtuluş Savaşının tüm kahramanlarını, mukaddes vatanımız için canı pahasına görev yapan şehitlerimizi, gazilerimizi ve günümüzde terör eylemlerinde şehit olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile güvenlik güçleri mensuplarımızı ve hayatlarını yitiren vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz.

Zafer Bayramı ve TSK günümüz Kutlu Olsun.

Saygılar sunarım.

ŞEHİTLER GÜNÜ KONUŞMA METNİ

            Ülkemizin Bağımsızlığı, bütünlüğü ve Cumhuriyet uğruna canlarını hiçe sayarak ölüme koşan, yurdumuzun ve dünyanın dört bir köşesinde, şehitliklerde, elbiseleri dahi çıkarılmadan bilinmeyen yerlerde, “kefensiz, bazıları da mezar taşı olmadan, ama görevini yapmış olmanın huzuru içerisinde” yatan kahraman asker şehitlerimizi, ülkemizin esenliği, yurttaşlarımızın can ve mal güvenliği için canlarını feda eden yüreği pek şehit polislerimizi, hak ve menfaatlerimizi koruma uğruna görev yaparken çeşitli ülkelerde hain saldırılara maruz kalan Dış İşleri Bakanlığı mensubu şehitlerimizi yurdumuzun en ücra köşelerinde insanımızı aydınlatma yolunda cefakar ve fedakarca görev yaparken şehit edilen öğretmenlerimizi minnet ve şükran duygularımızla anmak üzere toplanmış buluyoruz.
       
            18 Mart Çanakkale`nin geçilmeyeceğinin,Türk Milletinin esir edilmeyeceğinin, Türk Vatanının parçalanmayacağının tüm dünyaya haykırıldığı gündür.İşte bu sebepledir ki 18 Mart Yüce Meclisimiz tarafından 27 Haziran 2002 tarihinde 4768 sayılı yasa ile şehitler günü kabul edilmiştir.
       
Bugün;
       
            Dünyada Türk adının duyulduğu andan itibaren bayrağımızı yeryüzünün her noktasında taşıyanların üç kıt’ayı Türk Yurdu haline getirenlerin, Türklük uğruna bedenlerini toprağa koydukları gündür.
           
Bugün;
           
            Yurdumuzun semalarında, denizlerinde, Malazgirt’te, Kosova’da, Niğbolu’da, Yemen’de, Galiçya, Kafkasya, Sarıkamış, Çanakkale, Kocatepe, Kore, Kıbrıs, Irak, Hakkari, Van, Şırnak’ta, dağ başında, bir köyde, kendini sözde medeni sanan ülkelerde şehit olanların günüdür.
           
Bugün;
           
Ölümsüzlük şerbetini içenlerin Tanrı’ya kavuştukları gündür.
           
Bugün;
           
Barutun kanla,
            Kanın canla,
            Canın vatan, namus ve bayrak uğruna destanlaştığı gündür.
           
Bugün;
 
            Yare nişandır tenine erlerin,
            Şehitlik son rütbesidir askerin,

Deyip oğlunun tertemiz alnını öperek son yolculuğuna uğurlayan şehit asker ana ve babalarıyla, oğlunu, kızını vatana hizmet için yetiştiren şehit polis, öğretmen ve diplomatlarımızın ana ve babalarının günüdür.

            Şehitlerimiz, binlerce yıldan beri, Türk’ün milli varlığını sürdürmek için; vatan, millet, istiklal, hürriyet, insanlık ve barış ülküsü uğruna canlarını feda ettiler.     

Onlar;

Türklüğün üstün haysiyet ve itibarını şerefle temsil ederken destanlaştılar, aynı zamanda anıtlaştılar.

Yakılan türkülerimiz ile bestelenen şarkılarımızda yankılanan ezgi, ozanların dilinde ağıt oldular.

Vatan uğrunda canlarını veren tüm şehitlerimizi andığımız bu anlamlı günde Çanakkale’de Alay Komutanından son erine kadar şehit olan 57 nci Alayı hatırlamamak mümkün değildir. Halen bu Şehitler Alayı’nın sancağı Avustralya’da Melbourn Müzesi’nde bir vitrinde sergilenmekte, altındaki levhada şu yazı yer almaktadır.

“Bu Alay Sancağı, Gelibolu savaş alanından getirilmiştir. Ama esir edilmemiştir. Çünkü, Türk Ulusu’nun milli geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da ölü olarak altında yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alayı Sancağını selamlamadan geçmeyin.”

Terörle mücadelede pek çok erimizi, astsubayımızı, subayımızı, generalimizi, polisimizi, diplomatımızı ve öğretmenimizi şehit verdik. Onlar kahramandı.... Onlar cesurdu... Onlar gerektiği için canlarını büyük Türk Milleti için verdiler. Aziz Şehitlerimiz size minnettarız sizi unutmayacağız.

Teröre karşı verilen amansız mücadelede şehit verdiğimiz Sakarya’lı Zekeriya Onbaşı’nın üzerinden çıkan ve bütün Mehmetçiklerin duygularını dile getiren dizelerde bir başka anlam vardır;

            Olur ya bir çatışmada ölürsem,
            Arkamdan yas tutmayın,
            Bırakın toprağımda rahat yatayım.
            Bedenimden komandomu çıkarmayın,
            Onlar benim gururumdur,
            Ölünce kefenim olacak.
            Başımdan mavi beremi çıkarmayın,
            O benim şanım şerefim olacak.
            Ayağımdan botlarımı çıkarmayın,
            Onlar nice yollar aşacak,
            Şehit olursam Sırat köprüsünden geçecek.
            Elimden tüfeğimi almayın,
            O benim mezarımda sembol olacak.
            Yaramın kanını silmeyin,
            Onun hesabı sorulacak,
            Göğsümden kör kurşunu çıkarmayın,
            O benim madalyam olacak.

Türk Vatanının kutsallığını, Türk Milletinin namusunu ve Türk Milletinin Bayrağının şanını canından üstün tutan şehitlerimiz ne mutlu size ki en kutsal emanetinizi aldığınız gibi lekesiz ve tertemiz sahibine ulaştırdınız.

            Evladını vatana adamış aziz ana, oğlunun adı taş üzerinde, naşı toprakta kaldı zannetme! Şehidimin kutsal ismi arşta, aziz naşı cennet bahçesindedir.
            Kahraman Şehitlerimizin emaneti olan Bayrak ve Vatan için kutsal nöbet sırası bizdedir. Aziz Şehitlerimize layık olmanın bilinci içinde dimdik vazife başındayız.

            Vatan için en kutsal varlığını, canını veren yiğit şehidim! Manevi varlığından güç alan birler, her ne halde olursa olsun, bu vatana göz diken iç ve dış tüm düşmanlarımızı bertaraf ederek, senin emanetini daima yükseklerde taşıyacağız.

            Ülkemi bölmek, parçalamak isteyen, milletimin huzuruna göz diken hainler;

            Hangi maskeyi takarsanız takın, artık hainliğinizi gizleyemiyorsunuz. Bir elinizde yıldırım, diğer elinizde tufan taşısanız, denizleri taşırıp üzerimize akıtsanız, güneşi yaklaştırıp dünyayı kavursanız dahi, şehitlerimizden aldığımız kuvvetle karşınızda daima bizi bulacaksınız. Her zaman olduğu gibi kanımızla boğulacak, ateşimizle yanacaksınız.

  Bayrağımız yere düşmez, semalardan almadır,

Kılıcımız Oğuzlardan, Yavuzlardan kalmadır,

İlk işimiz cenk günleri ateşlere dalmadır,

Bu Orduda korku olmaz, bir aslandır her nefer,

Biz şehitler ordusuyuz, bükülemez kolumuz.

            Vatan ve Bayrak uğruna toprağa düşen aziz şehitlerimiz! Sizleri bizden ayıran ecel, kalplerimizi asla ayıramayacaktır. Kutsal emanetiniz olan Türk Vatanı ilelebet hür kalacaktır.

Ey şehit kardeşim!

O kadar dolu ki toprağın şanla,

Bir değil, sanki bir vatan gibisin,

Yüce dağlarına çöken dumanla,

Göklerde yazılı destan gibisin,

a yaşatmak seni bu hür vatanda,

Ya da seni gibi ölmek ahdımız.

Ruhlarınız şad olsun.

GAZİLER GÜNÜ KONUŞMA METNİ

 
Sayın .........
Değerli............
Saygıdeğer............ve eli öpülesi gaziler,

            Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasını müteakip, Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK’e TBMM’nin 19 Eylül 1921 günü 153 sayılı kanun ile mareşallık rütbesi ve gazilik unvanının verilmesinin .....nci yıldönümünü büyük bir coşku ile kutluyoruz.

            Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin yanı sıra, Kore Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varoluş mücadelesinde ve İç Güvenlik Harekatı sonucunda kazanılan gazilerimizi onurlandırıldığımız gündür.

            Gaziler Günü, canlarını bu aziz ulusa adayan tüm gazilere kutlu olsun. Bizi bu mutlu günle onurlandıran herkese şükranlarımızı sunarız.

            Dün olduğu gibi bugün de, aynı inançla, bu aziz vatanın birliği ve bölünmezliğine ve ulusal değerlerine saldıranlara karşı her zaman kanımızı akıtmaya, canımızı feda etmeye hazırız.

            Bizim için vatan savunmasında şehit ve gazi olmak kadar güzel bir kavram olamaz. Şehit nurlanmış, gazi onurlanmış askerdir.

            Gaziliğin devlet ve millet nezdindeki en büyük önemi, Ulu Önder M.Kemal ATATÜRK’ün 19 Eylül 1921’de TBMM tarafından gazilik ünvanı tevcih edilmesi üzerine söylediği şu ifadelerde yer almaktadır.

            “Kahraman Türk Ordusu; sizin kahramanlığınızla kazanılan büyük zaferin millet tarafından takdimine delalet eden bu ünvan ve rütbeye ancak size izafe ederek bütün askerlik hayatımın en büyük iftiharı olarak taşıyacağım. Milli bağımsızlığımızı, vatanın milleti ile bölünmez bütünlüğünü muhafaza etmek maksadıyla vatanımızın her karış toprağına kanlarını akıtan, Türk tarihine altın sayfalar yazdıran gazilerimizin, can veren şehitlerimizin hatıralarını yüceltmek, onlara olan minnet ve şükran duygularımızı ifade etmek milli görevimizdir.

            Vatanımızın kurtuluşunda düşmanla amansız mücadele eden malül veya gazi olarak hayat mücadelesi veren bu değerli şahıslara sahip çıkmak ve onlara saygılı olmak milletimizin tarihine ve mazisine bağlılığın bir ifadesidir.”

            Gazi ATATÜRK’ün bu sözleri, gazilerimizin tescil edilmiş en büyük gurur ve teminatıdır. Aynı zamanda ATATÜRK’ün bir vasiyeti olarak kabul edilmelidir.

            Bu günde bizlerle beraber olarak mutluluğumuzu paylaşan sizlere tüm gaziler adına teşekkür ederim.

            Başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun silah arkadaşları olmak üzere bu vatan için toprağa düşen tüm şehitlerimizin ve ebediyete intikal eden gazilerimizin manevi huzurlarında saygı ile eğilir, kahraman gazilerimize sevgi ve şükranlarımızı sunarım.